kış okuma şenliğindeki kitapların her birini 3 günde bitirmeyi adet edinmiştim ama bu sefer mümkün olmadı zira kitabım 600 küsür sayfa kategorisindeki 740 sayfalık GÜLÜN ADI adlı kitaptı.
yazar: umberto eco
sayfa:740
can yayınları
öncelikle kitabın pek de kolay olmadığını itiraf etmeliyim. tam kitabın ortalarındayken filmini izledim ve olaylar bana daha açık gelmeye başladı. film kitabı okumamı basitleştirdi ve film çok etkileyici idi. sean connery filmleri genelde kalitelidir zaten :)
kitap hristiyan alemindeki bazı tarikatların sapkın özelliklerini inceden eleştiriyor. ve manastırda gecen bir cinayeti işliyor.
yazar kitabın adını baştan 'manastırda cinayet ' olara koymayı düşünmüş ama kitap sadece cinayet odaklı olmadığı için adını dğiştirmeyi uygun görmüş ki bence de çok iyi yapmış. çünkü bence de tek odak noktası cinayet değil dediğim gibi Hristiyanlıktaki tarikatların eksiklik ve yanlışlıkları gibi geldi bana.
Çömez Adso efendisi William ile manastıra cinayet gizemini çözmek için çağırılıyor, gittiklerinde pek de hoş karşılanmıyorlar. zira william manastırdaki kitaplığa girmek istiyor ama bu isteği reddediliyor, bu yüzden william ile adso kütüphaneye gizlice girip kitapları inceliyorlar.
baştan tek bir cinayeti çözmekle yükümlü william üst üste gerçekleşen birkaç cinayetten sonra daha da zor durumda kalıyor.
bu arada çömez Adso fakir bir köylü kızıyla yakınlaşıyor ama bundan pişmanlık duyuyor sonra. daha sonra bu kız cinayeti çözemedikleri gerekçesiyle gelen engizisyon mahkemesi tarafından suçlu olmamasına rağmen cadı olarak niteleniyor.
efendi williamın zekasından etkilendiğimi itiraf etmeliyim.
kitapta deccalden sıkça bahsediliyor.
kitapta çokça geçen bir konu da gülmek. gülmek hiç hoş karşılanmıyor burada.
----kitapta etkileyici ya da yanlış bulduğum bazı bölümler:
-araç gereçler doğanın maymunu olan sanatın ürünüdür. (syf 39)
- gerçeğin gücü öyledir, tıpkı iyilik gibi kendiliğinden yayılır. (50)
- kitap kolayca incinebilen bir yaratıktır. zaman geçişi acı verir ona, kemirgenlerden kötü havalardan beceriksiz ellerden korkar.
- insan gereğinden çok konuşarak da, gereğinden çok susarak da günah işleyebilir. (139)
- ciddi şeylerin ardından şaka yapmana izin verildi, ancak bunu belli bir ağırbaşlılıkla yapmana. (196)
- siz gülmeye gülüyorsunuz, ama gene de gülüyorsunuz. (198)
- gündüz uykusu bedenin günahı gibidir, ne denli çok işlenirse o denli çok istenir. gene de insan kendini mutsuz hisseder; aynı zamanda hem doygun hem de doymamış (228)
- bu dünya tipik bir labirent gibidir. girişi kolay, çıkışı çetindir. (230)
- yalnız güçlüler, gerçek düşmanlarının kimler olduklarını her zaman açık seçik olarak bilirler. ( 276)
- latince 'put' anlamına gelen idolüm sözcüğü... (298)
- aşk acısı çeken iyileşmek istemez ( 456)
- gerçek bizi özgür kılar (503)
- bir bilginin ilk görevi yabancı dil öğrenmektir ( 511)
- hiç kimse katil değildir, ilk suçu işleyinceye kadar (513)
- içimde kötülük olmaksızın günah işledim. (531)
- deliler ve çocuklar her zaman gerçeği söylerler (553)
- kitabın iyiliği okunmasındadır (556)
- basit insanlar her zaman herkes için bedel öder. (569)
- deccalin gelmesi gerçekten yakındır, çünkü onu engelleyecek hiçbir bilgi kalmadı. (681)
24 Kasım 2013 Pazar
23 Kasım 2013 Cumartesi
günden kalemime düşenler.1
-yarın öğretmenler günü ve benim en güzel hediyem Aylinimin 4. ayını bitirip 5. ayına düşmesi olacak :)
-aklımda soru(n)lar cirit atıyor. yarın büyük gün iznim bitiyor. ve sanırım bana okul yolları görünüyor.
içimde hala bir kararsızlık, daha çok erken değil mi bebeğimi bırakıp okula gitmek için????
bensiz nasıl uyur, karnı tam doyacak mı? daha izin alsam mı? ama maaştan da kesinti oluyormuş...
bir yandan son sınıf dil sınıfı öğrencilerimi bırakmanın verdiği vicdan azabı..onlar bu yıl sınava girecekler, yanlarında olmam lazım...
5 aydır evde oturmaktan sıkıldım, ama Aylinimi bırakasım gelmiyor hiç, sanki ölüme gidiyormuşum gibi, abartıyorum farkındayım ama hep o annelerin içindeki, sanki ona benden iyi kimse bakamazmış gibi geliyor hissi...
işe başlarsam diye nolur nolmaz alışveriş yaptım bugün malum çok kilo aldım ve eski kıyafetler olmuyor. aynada kendime bakınca bir hoşnutsuzluk.. yok yok bu böyle olmayacak sütten kesilmeden ama acilen rejime başlamalıyım, karar verdim, yarın büyük gün, yarından sonra hem okula hem rejime başlıyorum, yani inşallah .. :D
-aklımda soru(n)lar cirit atıyor. yarın büyük gün iznim bitiyor. ve sanırım bana okul yolları görünüyor.
içimde hala bir kararsızlık, daha çok erken değil mi bebeğimi bırakıp okula gitmek için????
bensiz nasıl uyur, karnı tam doyacak mı? daha izin alsam mı? ama maaştan da kesinti oluyormuş...
bir yandan son sınıf dil sınıfı öğrencilerimi bırakmanın verdiği vicdan azabı..onlar bu yıl sınava girecekler, yanlarında olmam lazım...
5 aydır evde oturmaktan sıkıldım, ama Aylinimi bırakasım gelmiyor hiç, sanki ölüme gidiyormuşum gibi, abartıyorum farkındayım ama hep o annelerin içindeki, sanki ona benden iyi kimse bakamazmış gibi geliyor hissi...
işe başlarsam diye nolur nolmaz alışveriş yaptım bugün malum çok kilo aldım ve eski kıyafetler olmuyor. aynada kendime bakınca bir hoşnutsuzluk.. yok yok bu böyle olmayacak sütten kesilmeden ama acilen rejime başlamalıyım, karar verdim, yarın büyük gün, yarından sonra hem okula hem rejime başlıyorum, yani inşallah .. :D
18 Kasım 2013 Pazartesi
kitap: bir film/bir kitap: silahlara veda
ilk önce silahlara veda (tadas blinda pradzia) filmini izledim ve açıkçası ününe rağmen film çok da ilgi çekici gelmedi bana. savaş zamanı zengin kız fakir oğlan aşkının yanı sıra savaşın haksızlığı, zengin ve güçlü ile fakir ve haklının mücadelesi mesajları veriliyordu filmde. birkaç iyi sahne dışında çok da etkileyici bulmadım filmi. beğendiğim bir iki cümle oldu filmde:
- atlar insanlardan daha iyidir, herşeyi anlarlar, sana ihanet etmezler
- ne zamandan beri güvensizsin?
-dostum olanların ihanetine uğradığımdan beri.
bunun gibi bir iki sosyal mesaj içerikli güzel cümle vardı filmde.
***** filmin olumsuz ön izlenimi ile kitaba başladım. ve ilk birkaç sayfa beklediğim gibi çok yavan gitmesine rağmen kitabın ortalarına doğru biraz daha ilgi çekici gelmeye başladı olaylar. Savaşta ilkyardım görevlisi olan Tenente ile hemşire Catherine'nin aşkı düz ve yalın bir biçimde anlatılıyordu. ama aşkları bu dünyada gerçekleşmesi beklenemeyecek kadar sorunsuz anlatılıyordu. hiçbir tartışma yok, hiçbir kıskançlık, görüş ayrılığı yok. bunlar olsaydı aşkları biraz daha inandırıcı gelebilirdi.
savaşla ilgili sahneler biraz daha heyecanlı verilebilirdi. sonuçta biz millet olarak efsanevi savaş sahneleri anlatımına alışığız :)
kitapta da filmdeki gibi savaşın kötü olduğu sıkça bahsedilmiş.
ve savaşta bu kadar çok şarap içilebilmesi de bana garip geldi, bizim Kurtuluş Savaşında askerlerimizin bazı öğünleri aç geçirdiğini düşünürsek, kitapta savaşta bile çok sıkıntı çekilmediğini görürürüz :)
Kitabın Catherine'nin ölmesi ile sonlanmasına şaşırdım daha farklı bir son bekliyordum.
Catherine ölmeden önce karnındaki bebeğin doğum sırasında ölmesine üzüldüm. ama Tenente ölen oğlu için gayet hissiz idi, bu da ilginç bir durum.
herşeye rağmen kitap kötü ya da okumaya değmez diye yorumlayamam. yine de okunması gereken bir kitap bence sonuçta .
kitapta beğendiğim birkaç cümle:
-savaş zaferle kazanılmaz
- ülkeyi elinde tutan aptal bir sınıf var,
onlar hiçbir şeyin farkında değiller ve olamazlar da.
o yüzden bu savaş var işte.
15 Kasım 2013 Cuma
kitap: dan brown -cehennem
3 günde bitirme azmini gösterdiğim bu kitap diğer dan brown kitapları gibi bir klasik olmuş bile. olayların bir kısmının İstanbul'da geçmesi ise Türk okuyucuların daha çok ilgisini çekiyor.
bu arada kitapta bolca masonizme, illuminatiye, dış ilişkiler konseyine gönderme yapılıyor.
hani bazen kitap okuyormuş değil de film izliyormuş gibi hissedersiniz ya, bu kitapta da o hissi yaşadım. kitabı okurken kafamdan filmini canlandırdım. tahminimce da vinci şifresi, melekler ve şeytanlar gibi bu kitap da filme çekilecektir.
yalnız kitabı okumak isteyenlerin öncelikle Dante'nin İlahi Komedya'sını okumasını şiddetle tavsiye ederim zira kitap neredeyse onun üzerine kurulu. ben de bu yıl okuduğum için kısmen de olsa bazı yerleri hatırladım. Dante'den etkilenip şiir yazan, resim yapan birçok sanatçı ve düşünür olmuştur.
okuduğum kitapların bana bir şeyler katması gerektiğine inanırım hep. bu kitap da hem bilgi hem duygu açısından beni tatmin etti doğrusu.
Mesela bu ara baya İtalyanca kelime ve cümle öğrendim. hem 'İalyanca aşk başkadır' kitabı hem de bu kitap sayesinde. Bir ara İtalyanca öğrenmeye merak sarmış ve baya zevk almıştım. en azından 5 dk da olsa ilgilenme isteğim arttı bu kitaplar sayesinde.
------------- işte bazı örnekler:
1. Fermanti qui: burada dur
2. Ti prego: lütfen
3.Ciao: merhaba
4. Lei parla Inglese?: İngilizce biliyor musunuz?
5. Per l'amor di Dio: Tanrı aşkına
6. Ferma o sparo: dur yoksa ateş ederim.
7. Bienvenue: welcome
8. Cos'e successo? ne oldu?
9. Scusi? afedersiniz?
10. Ma certo: tabiki
11. E chiusio? kapalı
12. Non si puo entrare: girilemez
13. Insomma!/Finalmente : sonunda!
14.Non posso: yapamam
15.Buongiorno!:iyi günler!
16. Dio mi salvi! Tanrı beni korusun!
17. Perche?: niye?
18. Grazie: Teşekkürler!
------------kitapta sevdiğim bazı cümleler ve bilgiler:
* Cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır.
* delilik, deliliği körükler.
* Floransa, İtalyan Rönesansının doğduğu yerdi.
* Yedi ölümcül günah: kibir, hırs, şehvet, kıskançlık, açgözlülük, öfke, tembellik.
* İnsanoğlu çaresiz kaldığında.... hayvanlaşıyor.
* Hristiyanlar yüzleri, Müslümanlar kelimeleri sever.
* Giorgio Vasar: ilk sanat tarihçisi
- Kıyamet denklemi: İnsan nüfusu artmaya devam ettikçe sonunda kendi sonunu kendi getirecektir.
- Kitapta adı geçen bir film: küçük bir romantizm filmi:
Göksel Gülensoy Ayasofya'nın Derinliklerinde belgeseli:
kitapta adı geçen Franz Liszt: Dante Senfonisini indirdim ama buraya yükleyemedim, dinlemenizi tavsiye ederim.
Yerebatan'daki Medusa heykeli:
kitapta beğendiğim bazı bölümler:

13 Kasım 2013 Çarşamba
12 Kasım 2013 Salı
kitap: İtalyanca aşk başkadır
5-6 gündür yoğun tempodan ancak bitirebildim bu kitabı. kış okuma şenliği kapsamında evden ikinci el kitap götürüp kitapcıdan takas olarak bunu almıştım ve senelerdir adı ilgimi çekerdi.
kitabı okurken film izliyormuşum havasında hissettim kendimi, yer yer gereksiz uzatmalar yapılmış, kitap biraz daha kısa olabilirmiş tabii ama yine de çok akıcı buldum kitabı.
eleştirdiğim bir başka yön de türkçeye çevrilirken İtalyanca yazılan kelimelerin dipnot olarak çevirmen tarafından yazılmaması oldu.
Signora ve Aidan arasındaki duyguların kitabın daha en başında hissettirilmesi bence heyecanı azaltmış.
kendim de dil öğretmeni olduğum için ayrıca bir dil öğrenmenin insan hayatında ne gibi değişiklikler yaratabileceğinin ve insanları nasıl birleştirebileceğinin bir örneğini gördüm bu kitapta.
ve kitabı okurken zaten önceden hafiften başlayıp bırakmış olduğum İtalyanca öğrenme sevdası alevlenmiş oldu. fırsatım oldukça en azından bir iki kelime de olsa ilerletme sözü verdim kendime. hatta kitapta önceden öğrendiğim kelimeleri görüp hatırlayınca sevindim. zaten dil öğrenmenin en güzel yanlarından biri de bu. bir filmde, şarkıda, kitapta öğrendiğimi pekiştirebilmek beni mutlu ediyor.
Signora ve Aidan arasındaki ilişkiden başka Connie'nin hayatı ve Laddy'nin yaşamı kitapta en ilgi çekici yönlerdendi bana göre.
yapılan kursun sonunda İtalya'ya gidip hayallerini gerçekleştirmeleri çok hoşuma gitti, 'keşke ben de en azından dil sınıflarımı alıp İngiltere'ye götürebilsem' dedim okurken.
yarın yeni bir gün ve yeni bir kitapla buluşmak için şimdilik hoşçakalın :)
kitabı okurken film izliyormuşum havasında hissettim kendimi, yer yer gereksiz uzatmalar yapılmış, kitap biraz daha kısa olabilirmiş tabii ama yine de çok akıcı buldum kitabı.
eleştirdiğim bir başka yön de türkçeye çevrilirken İtalyanca yazılan kelimelerin dipnot olarak çevirmen tarafından yazılmaması oldu.
Signora ve Aidan arasındaki duyguların kitabın daha en başında hissettirilmesi bence heyecanı azaltmış.
kendim de dil öğretmeni olduğum için ayrıca bir dil öğrenmenin insan hayatında ne gibi değişiklikler yaratabileceğinin ve insanları nasıl birleştirebileceğinin bir örneğini gördüm bu kitapta.
ve kitabı okurken zaten önceden hafiften başlayıp bırakmış olduğum İtalyanca öğrenme sevdası alevlenmiş oldu. fırsatım oldukça en azından bir iki kelime de olsa ilerletme sözü verdim kendime. hatta kitapta önceden öğrendiğim kelimeleri görüp hatırlayınca sevindim. zaten dil öğrenmenin en güzel yanlarından biri de bu. bir filmde, şarkıda, kitapta öğrendiğimi pekiştirebilmek beni mutlu ediyor.
Signora ve Aidan arasındaki ilişkiden başka Connie'nin hayatı ve Laddy'nin yaşamı kitapta en ilgi çekici yönlerdendi bana göre.
yapılan kursun sonunda İtalya'ya gidip hayallerini gerçekleştirmeleri çok hoşuma gitti, 'keşke ben de en azından dil sınıflarımı alıp İngiltere'ye götürebilsem' dedim okurken.
yarın yeni bir gün ve yeni bir kitapla buluşmak için şimdilik hoşçakalın :)
aman diş caaanım diş
ya daha çok erken değil mi demeye kalmadan baktım bizim kız diş sancılar çekmeye başlamış. her gün az biraz mızmızlıkla uykuya dalan düzgün karnını doyuran bebek emmez, uyumaz oldu birkaç gündür. baştan anlamadım. ateşi mi var, yediğim bişey mi ona dokundu, hasta mı derken baktım ki ağzından sular akıyor elini sürekli ağzına götürüp cork cork emiyor. aha dedim çok erken! ee diş bu sana öyle bir günde çıkacak şey değil ki damaklar hazırlanıyor demek ki yavaş yavaş. parmaığımı yakalayınca yiyecekmiş gibi ağzına atmaya başladı, tabi benim pimpirikli kocam durur mu karışmadan: 'ellerini ne kadar yıkasan da mikrop kalır, tırnaklarının arası falan mikropludur, verme elini, o da parmağını emmesin', oy anam babam yandık biz daha bunlar iyi günlerimiz, bir de çıkmaya iyice yaklaştığı zamanlar ne halt edeceğiz bakalım. :S
hanımefendi iyice duygusala bağladı bu dişler yüzünden. oyun halısına bırakıyorum ağlıyor, uyutmaya beşiğe koyuyorum ağlıyor bakalım ne edeceğiz?
diş kaşıntısı için eczanelerde jeller satılıyor ama çevremdeki taze anneler çok mecbur kalmazsam kullanmamamı tavsiye ediyor umarım gerek kalmaz.
internetten araştırdığım kadarıyla elimizle hafif masaj yapmamız sakıncalı değil tam aksine yatıştırıcı tabi ellerimizi yıkamak kaydıyla :D
sık sık olmamak şartıyla soğutulmuş dişlik verebileceğimiz yazılı, bunu yapacaksam ayline yumuşak bir dişlik almam gerek.
temiz bir bezi ısırmasına da izin verebilirsiniz.
bu arada internette araştırma yaptım biraz şunlar yazıyor:
'İlk dişler, altıncı aydan itibaren çıkmaya başlar
hanımefendi iyice duygusala bağladı bu dişler yüzünden. oyun halısına bırakıyorum ağlıyor, uyutmaya beşiğe koyuyorum ağlıyor bakalım ne edeceğiz?
diş kaşıntısı için eczanelerde jeller satılıyor ama çevremdeki taze anneler çok mecbur kalmazsam kullanmamamı tavsiye ediyor umarım gerek kalmaz.
internetten araştırdığım kadarıyla elimizle hafif masaj yapmamız sakıncalı değil tam aksine yatıştırıcı tabi ellerimizi yıkamak kaydıyla :D
sık sık olmamak şartıyla soğutulmuş dişlik verebileceğimiz yazılı, bunu yapacaksam ayline yumuşak bir dişlik almam gerek.
temiz bir bezi ısırmasına da izin verebilirsiniz.
bu arada internette araştırma yaptım biraz şunlar yazıyor:
'İlk dişler, altıncı aydan itibaren çıkmaya başlar
Her ne kadar ilk diş genelde 6. aydan, hatta bazen bir yaştan sonra çıksa da, 2. aydan itibaren görülmesi de mümkündür. Ender olarak bazen bebekler bir veya daha fazla diş ile doğabilirler. Çok sallanıyorlarsa bunların çekilmesi gerekebilir çünkü onları yutma olasılığı vardır veya emzirme esnasında sorun teşkil edebilirler. Genelde ilk çıkan diş ön taraftandır. Diş, diş etine yaklaştıkça o bölgede kızarıklık, şişlik, hassasiyet görülebilir. Hatta bazen dişin çıkacağı bölgede ufak sıvı ile dolu bir oluşum da gelişebilir. Bu kistik yapılar genelde zararsızdır ve özel bir girişime gerek yoktur. 20 adet süt dişlerinin tamamının çıkması genelde üç yaşına doğru olur. Kalıcı dişler altı yaş civarında çıkar. Bazı dişler çıkarken diğerlerine kıyasla daha ağrılı olabilir. İlk çıkan diş bazen en kötüsü olabilir. Bazen daha büyük azı dişleri de sorun çıkartabilir. Bir anda birden fazla dişin çıkması da mümkündür.' (http://www.babystar.com.tr)
3 yaşa kadar sürecek bir zaman dilimi.. oyy gözüm korktu vallaa!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















