12. Kategori (45 puan): Aynı yazardan en az 1.200 sayfa kitap okuyanlara.
Aşkın gözyaşları-Tebizli Şems-248 syf
Bir kitap daha bitti, eksildi okunacaklar listemden bugün. Ömür biter kitap bitmez diyerek durmamacasına okumaya devam ediyoruz. Kitap oburluğu kadar güzel bir oburluk var mıdır acaba?
Yine bir Mevlana- Şems ilişkisi üzerine okunan kitap. Sözü uzatmadan
ALTI ÇİZLİLER:
* ama kırk peygamberi bir yaştır. üstelik son fırsattır.
* yalnızlık aşkın vekaletidir. ölüm aşkın kefaretidir. her aşk bir baş götürür. bu kez baş veren Şems olmuştur. Nazan Bekiroğlu-Cümle Kapısı
* her şey insana feda iken, insanoğlu ise kendine cefa olmuştur.
* sen teninle hayvan, ruhunla meleksin. bunun için hem toprağa, hem feleğe gidersin.
* -hocam aşk nedir?
- bardağa dolan ilk şarabı, sakinin sarhoş bakışlarından ödünç aldılar. dünyanın neresinde bir gönül derdi varsa onları bir araya topladılar, adına aşk dediler..
* benim sohbetime yol bulan kimsenin alameti şudur ki: başkalarının sohbeti ona soğuk ve tatsız gelir.
* beni küçümseyenlere sormak isterim. benim eserim Mevlana'm ortada. ya sizinkiler nerede?
* aşk kelime değil ki deftere kaydedesin, aşk paragrafları talan eder.
*ey dünya sarrafı beni bul!
* sen dünyayı ahirerte götüremeyeceğine göre, öyle yaşa ki dünya seni ahirete götürsün.
*eşsiz bir elmas gözlerinizin önünde ve siz camdan başka bir şey görmüyorsunuz.
*..benim sohbetimle donanan aşk sofrasına bağdaş kurmuş, kana kana içiyordu.
* açıklayayım size visal orucunu:iftar etmeden iki ya da üç gün üst üste tutulan oruca denir.
* dostlarınızı sınayın. dost mu post mu belli olur.
* elalem şarap içer sarhoş olur. biz aşk ehliyiz, içmeden sarhoş olmuşuz.
* dilsiz dudaksız sözler söyleyeceğim sana, bir şeyler anlatacağım bütün kulaklardan gizli, herkesin ortasında konuşacağım, ama senden başka duyan olmayacak söylediklerimi...
* şeytanda bir şey hariç bütün insanı özellikler mevcuttur. şeytan aşkı bilmez. aşk şeytana verilmemiştir. aşk Ademoğullarına verilmiştir. şeytanın insanı kıskandığı, çekemediği aşksızlığındandır...
* şeytan...ateşli kelimelerin şehvetli oyuncusu. insana emanet edilmiş olan cennet hayalini çalan ihtiraslı yılan. aşkı bir türlü okuyamayan kör deccal. bizi çekemeyenler, gıybetimizi yapanlar işte bu şeytanın emzirdiği insanlardır.
* senelerce aramaktan yoruldum, meğer aradığım bendeymiş, meğerse bulduğum sendeymiş.
* kaç aşk eleğinden geçmem lazım, yedi deryayı bir yudumda içebilmek için.
* hüzün taze tutar aşk yarasını. yaramdan da hoşum, yarimden de.
* çöldeyim, susuzum. kuyularda Yusuf'um. sözlerin bana Züleyha. ateşlerde İbrahim'im. gözlerin bana derya. sancılar içinde Meryem'im. bakışın bana İsa. yaralar içinde Eyyub'um. hasretin bana şifa. ölüler içinde bir ölüyüm. ellerin bana musalla.
* arza gerek yok halim sana ayandır..
dile gerek yok, sessizliğim sana beyandır..
söze lüzum yok, susuşum sana kelamdır..
kelama ihtiyaç yok, aşk sana figandır..
* aşkın sarhoş etti beni, ellerimi çırpmaya koyuldum. sarhoşum, kendimden geçmişim, ne bilirim ne yaptığımı. koruktum, üzüm oldum şimdi.
* sana mehrim, yalnızlığına verebileceğim hasbıhalimdir.
* her ruh aşkla nikahlanmıştır. ölmek ayrılış değil, bilakis hakikatin gerdeğe girme halidir.
* dilimde ne cennet var ne mihnet, seyrimde ne vuslat var ne hasret. ben cennete yürümüyorum, cennet bana koşuyor.
* yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim. gör ki aşk için ölmek ne demekmiş.
şems etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şems etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Mayıs 2014 Pazartesi
7 Mayıs 2014 Çarşamba
kitap tennure ve ateş, hz. mevlana
12. Kategori (45 puan): Aynı yazardan en az 1.200 sayfa kitap okuyanlara
sinan yağmur
tennure ve ateş, hz. mevlana- 398 syf
Sinan Yağmur'un Mevlana ve Şems üzerine yazdığı ilk kitap.. Mevlana'ya olan sevgisi büyük, bu bariz ama ben biraz daha roman tarzı bir kitap bekliyordum şaşırdım açıkçası ama aynı zamanda kitaptan da çok şey öğrendim.
Ama tabi ki bu kitap okumaya değmez, demek değil.
Gelelim kitabın içeriğine:
-Beni çokça konuştunuz, anlattınız, andınız ancak beni az anladınız. mvlana
- olduğum gibi kim görebilir beni,
ne rengim var benim, ne nişanım.
benim de bildiğim sırlar var, diyeceksin ama,
hem o sırlarım ben,
hem o sırları saklayanım.
- ben bir balığım, aşk ise daldığım bir derya...
aşktan gözlerim yaşlı olsa da o derya gözyaşımı nereden
bilir... başımı denizden çıkarayım desem, balığım ya.
- beden bakımından ondan uzağız amma, cansız bedensiz
ikimiz de bir nuruz, ister onu gör, ister beni...
ey arayan kişi! ben o'yum o da ben...
- şems için: nazlıdır, nazında. vakurdur, vakarında. şehirlidir, inceliklidir, nezaketinde, zerafetinde. ve daha fazlasında, zamana uzanırken. şems, uzakta.
- beden bakımından ondan uzağız amma, cansız bedensiz
ikimiz de bir nuruz, ister onu gör, ister beni...
ey arayan kişi! ben o'yum o da ben..
-gözyaşıdır ki yıkarak yakar, yakarak yıkar. arıtır ve eritir
temizler ve gizler... fazilettir, diyettir. bu yüzden denilir ki
gözyaşı yiğitler karıdır. her yürek bu yiğitliği gösterip
aşk için gözyaşı dökemez. aşkın kadar ağla ey gönül.
- bizi bizden başkası zaten ayıramazdı,
bize bunu bizden başkası yapamazdı.
ah be sevgili, hamdım belki,
ama piştim, yandım.
zaten beni senden başkası yakamazdı...
- sen yine sükutu giyin! dilersen hiç konuşma.. ben kelamlarımı çürüttüm yolunda,
çarpsa da bir tokat gibi yüzüme, her harfi yoluna heceledim!
ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim bu yüreğe, ben söz verdim;
hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim.
- bir tane canım var ama, yüz bin bedenim. Can neymiş?
Neymiş ki beden? işte ben'im. bir başkası var ya: işte ben, ben!
o, beni sevsin diye bir başkası oldum kendim.
- biz öyle mahluklarız ki, bazen melekler insan yaratılmadıklarına üzülürler;
bazen de şeytanlar bizden olmadıklarına şükrederler.
- sağırdır kulağı ecelin, işitmez feryatları
yoksa dayanır mıydı hiç kanlı yürek sağnağına
öz çocuğunu yiyen bir dev-anadır dünya
yoksa nasıl katlanırdı bu ecelin tuzağına
-ben tenden soyundum o hayalden
şimdi ben vuslatın deminde salınıp geziniyorum
-batmayı gördün değil mi? doğmayı da seyret, güneşle aya guruptan hiç zarar gelir mi?
-canım tenimde oldukça Kur'an'ın kölesiyim ben,
Tanrı'nın seçkin Peygamberi Muhammed'in yolunun toprağıyım.
- beri gel, daha beri, daha beri
bu yolculuk nereye dek böyle?
bu hır gür bu savaş nereye dek?
sen bensin işte, ben senim işte.
sinan yağmur
tennure ve ateş, hz. mevlana- 398 syf
Sinan Yağmur'un Mevlana ve Şems üzerine yazdığı ilk kitap.. Mevlana'ya olan sevgisi büyük, bu bariz ama ben biraz daha roman tarzı bir kitap bekliyordum şaşırdım açıkçası ama aynı zamanda kitaptan da çok şey öğrendim.
Ama tabi ki bu kitap okumaya değmez, demek değil.
Gelelim kitabın içeriğine:
-Beni çokça konuştunuz, anlattınız, andınız ancak beni az anladınız. mvlana
- olduğum gibi kim görebilir beni,
ne rengim var benim, ne nişanım.
benim de bildiğim sırlar var, diyeceksin ama,
hem o sırlarım ben,
hem o sırları saklayanım.
- ben bir balığım, aşk ise daldığım bir derya...
aşktan gözlerim yaşlı olsa da o derya gözyaşımı nereden
bilir... başımı denizden çıkarayım desem, balığım ya.
- beden bakımından ondan uzağız amma, cansız bedensiz
ikimiz de bir nuruz, ister onu gör, ister beni...
ey arayan kişi! ben o'yum o da ben...
- şems için: nazlıdır, nazında. vakurdur, vakarında. şehirlidir, inceliklidir, nezaketinde, zerafetinde. ve daha fazlasında, zamana uzanırken. şems, uzakta.
- beden bakımından ondan uzağız amma, cansız bedensiz
ikimiz de bir nuruz, ister onu gör, ister beni...
ey arayan kişi! ben o'yum o da ben..
-gözyaşıdır ki yıkarak yakar, yakarak yıkar. arıtır ve eritir
temizler ve gizler... fazilettir, diyettir. bu yüzden denilir ki
gözyaşı yiğitler karıdır. her yürek bu yiğitliği gösterip
aşk için gözyaşı dökemez. aşkın kadar ağla ey gönül.
- bizi bizden başkası zaten ayıramazdı,
bize bunu bizden başkası yapamazdı.
ah be sevgili, hamdım belki,
ama piştim, yandım.
zaten beni senden başkası yakamazdı...
- sen yine sükutu giyin! dilersen hiç konuşma.. ben kelamlarımı çürüttüm yolunda,
çarpsa da bir tokat gibi yüzüme, her harfi yoluna heceledim!
ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim bu yüreğe, ben söz verdim;
hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim.
- bir tane canım var ama, yüz bin bedenim. Can neymiş?
Neymiş ki beden? işte ben'im. bir başkası var ya: işte ben, ben!
o, beni sevsin diye bir başkası oldum kendim.
- biz öyle mahluklarız ki, bazen melekler insan yaratılmadıklarına üzülürler;
bazen de şeytanlar bizden olmadıklarına şükrederler.
- sağırdır kulağı ecelin, işitmez feryatları
yoksa dayanır mıydı hiç kanlı yürek sağnağına
öz çocuğunu yiyen bir dev-anadır dünya
yoksa nasıl katlanırdı bu ecelin tuzağına
-ben tenden soyundum o hayalden
şimdi ben vuslatın deminde salınıp geziniyorum
-batmayı gördün değil mi? doğmayı da seyret, güneşle aya guruptan hiç zarar gelir mi?
-canım tenimde oldukça Kur'an'ın kölesiyim ben,
Tanrı'nın seçkin Peygamberi Muhammed'in yolunun toprağıyım.
- beri gel, daha beri, daha beri
bu yolculuk nereye dek böyle?
bu hır gür bu savaş nereye dek?
sen bensin işte, ben senim işte.
20 Nisan 2014 Pazar
Pinuccia bahar okuma şenliği: kitap: ben şems
Şems hakkındaki okumalarım sürüyor..
Yasemin bülbül'ün şems hakkındaki kitabı şimdiye kadar okuduğum hiçbir kitaba benzemiyor.Şems'i övüyor mu, yeriyor mu yoksa objektif mi olmaya çalışıyor zaman zaman anlayamadım.
hatta bazen sanki kitabın her bölümünü farklı yazar yazmış da ondan bu kadar farklılık varmış gibi düşündüm..
kitaptan paylaşmak istediğim çok cümle var ama hepsini veremeyeceğim, işte bir kısmı:
* - Nasıl bir boşluktur bu anlatır mısın?
- Hani yemek yersin yersin de doymazsın yine de kendini aç hissedersin ya. canın bir şey yemek ister bundan eminsindir fakat ne yemek istediğini bir türlü bulamazsın ya, hani uyursun uyursun da yine de kendini uykusuz hissedersin ya işte öyle bir şey. ben de okuyorum okuyorum ama içimdeki boşluk dolmuyor, bilmem gereken bir şeyler var ama ben onun ne olduğunu bilmiyorum.
* izi olanın peşinden gidersen izin olmaz, kendi izini oluştur ki başkaları senin izinden gelsin.
* insanlar her zaman anlayamadıklarından çözemediklerinden ve bilemediklerinden çekinip korkarlar, her zaman onlardan uzak durmaya çalışırlar ama bu onların zararlı olduğu veya zarar vereceği anlamına gelmez.
* sır: benim bilmediğim, senin bildiğini sandığın, benim aradığım, senin bulduğunu sandığındır.
* marifet senin bana vereceklerinde gizlidir. ben marifeti bilmiş olsaydım, şimdi ben soran olurdum sen de cavaplayan
* Allahı istemenin yanında cennet ve cehennem nedir ki...
* aramak için gelen cihana bulur bir gün kendini, kendini bulan ise çözer en derin gizemi!
* bana göre ilim üç şeydedir: anan dil, şükreden kalp ve sabreden tendir. ilim olmayan bir vücut susuz bir şeydir. ilmin yararlı, amelin sağlıklı, sözün de öğüt verici olması gerekir. ilmi kolaylıkla arayan zahmet çeker.
* Hallac, doğru sözü yanlış zamanda söylediği için öldürülmüştür. sözün iyisi zamanında söylenendir.
* Allah aşkı derya deniz gibidir. kendi meşrebince her insan ondan su alır. fakat kimin ne kadar su alacağı kabının büyüklüğüne bağlıdır. kiminin kabı fıçıdır, kiminin kova; kiminin kırbadır, kiminin matara.
* benim verebileceğim, senin alabileceğin kadardır.
* harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı...
* canın canımın yoldaşıdır.
Yasemin bülbül'ün şems hakkındaki kitabı şimdiye kadar okuduğum hiçbir kitaba benzemiyor.Şems'i övüyor mu, yeriyor mu yoksa objektif mi olmaya çalışıyor zaman zaman anlayamadım.
hatta bazen sanki kitabın her bölümünü farklı yazar yazmış da ondan bu kadar farklılık varmış gibi düşündüm..
kitaptan paylaşmak istediğim çok cümle var ama hepsini veremeyeceğim, işte bir kısmı:
* - Nasıl bir boşluktur bu anlatır mısın?
- Hani yemek yersin yersin de doymazsın yine de kendini aç hissedersin ya. canın bir şey yemek ister bundan eminsindir fakat ne yemek istediğini bir türlü bulamazsın ya, hani uyursun uyursun da yine de kendini uykusuz hissedersin ya işte öyle bir şey. ben de okuyorum okuyorum ama içimdeki boşluk dolmuyor, bilmem gereken bir şeyler var ama ben onun ne olduğunu bilmiyorum.
* izi olanın peşinden gidersen izin olmaz, kendi izini oluştur ki başkaları senin izinden gelsin.
* insanlar her zaman anlayamadıklarından çözemediklerinden ve bilemediklerinden çekinip korkarlar, her zaman onlardan uzak durmaya çalışırlar ama bu onların zararlı olduğu veya zarar vereceği anlamına gelmez.
* sır: benim bilmediğim, senin bildiğini sandığın, benim aradığım, senin bulduğunu sandığındır.
* marifet senin bana vereceklerinde gizlidir. ben marifeti bilmiş olsaydım, şimdi ben soran olurdum sen de cavaplayan
* Allahı istemenin yanında cennet ve cehennem nedir ki...
* aramak için gelen cihana bulur bir gün kendini, kendini bulan ise çözer en derin gizemi!
* bana göre ilim üç şeydedir: anan dil, şükreden kalp ve sabreden tendir. ilim olmayan bir vücut susuz bir şeydir. ilmin yararlı, amelin sağlıklı, sözün de öğüt verici olması gerekir. ilmi kolaylıkla arayan zahmet çeker.
* Hallac, doğru sözü yanlış zamanda söylediği için öldürülmüştür. sözün iyisi zamanında söylenendir.
* Allah aşkı derya deniz gibidir. kendi meşrebince her insan ondan su alır. fakat kimin ne kadar su alacağı kabının büyüklüğüne bağlıdır. kiminin kabı fıçıdır, kiminin kova; kiminin kırbadır, kiminin matara.
* benim verebileceğim, senin alabileceğin kadardır.
* harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı...
* canın canımın yoldaşıdır.
16 Nisan 2014 Çarşamba
Bu konuda bilgi sahibi olanlar bana yardım edebilir mi?
Yasemin Bülbül'ün Ben Şems kitabını okurken İsmailerin Kıyamet öğretisi konusunu incelemek için internette araştırma yaparken nasreddinhocabirgün adlı blog siteden şöyle bir yazıyla karşılaştım bilgisi ve kaynağı olanlar yardımcı olabilir mi?
http://nasreddinhocabirgun.blogspot.com.tr/2012/02/sems-i-tebriziyi-kim-neden-oldurdu.html
Gerçeği baştan söyleyelim, Şems-i Tebrizi'yi Nasreddin Hoca öldürttü.
Araştırmacılar ve bilim insanları, karşılıklı öldürme olayında, belki fıkraların getirdiği sempati nedeniyle, kendilerine Mevlana ve Şems'ten daha yakın buldukları Nasreddin Hoca'nınkini gündeme getiriyorlar. Şems'in öldürülmüş olma olgusu ise -önemsizmiş gibi- sürekli ikinci planda, hatta tarihin dolgu malzemesi olarak kalıyor. Gerçeği arayan insanların önünü bir perde gibi kesen bu yanlı yaklaşımı adil ve doğru bulmuyoruz.
1245'te genç eşi Kimya Hatun'u, boynunu kırarak öldürüp Şam'a kaçmış olan Şems, olay unutulmuştur umuduyla 1247'de Konya'ya geri döndü. Hace Nasreddin, o sıralar devlet yönetiminde bir tür İçişleri Bakanı konumundaydı. İçinde Mevlana oğlu Alaaddin'in de bulunduğu küçük bir infaz timi kuruldu. Tim, Mevlana'nın evinden aldığı Şems'i öldürüp bir kuyuya attı. Bu, teslimiyetçiler ve Mevlana açısından bir yıkımdı.
*
Mevlana da Hace Nasreddin Ahi Evren'i Kırşehir'de Öldürtüyor
Olay, Mevleviler ve Ahiler arasında çatışma nedeni haline gelince, Karatay ekibi, Moğol destekli Mevleviler'in hışmından korumak için Hace Nasreddin'i Kırşehir'e gönderdi. Bu, bir tür sürgündü. 1260'da Moğol, kardeşlerden Rükneddin Kılıçarslan'ı tek başına hükümdar yaptı. Hace Nasreddin Ahi Evren Kırşehir'de ayaklanmak istedi. Olaya müdahale etmesi için Moğol, Mevlana müridi Cacaoğlu Nureddin'i vali atadı. Yeni vali, 1261'de isyanı bastırdı, Ahilerin tamamına yakınını kılıçtan geçirdi ve ev hapsindeki elebaşı Nasreddin Hoca'yı da öldürttü.
*
Mesele böylece kapanmış oldu.
http://nasreddinhocabirgun.blogspot.com.tr/2012/02/sems-i-tebriziyi-kim-neden-oldurdu.html
Gerçeği baştan söyleyelim, Şems-i Tebrizi'yi Nasreddin Hoca öldürttü.
Araştırmacılar ve bilim insanları, karşılıklı öldürme olayında, belki fıkraların getirdiği sempati nedeniyle, kendilerine Mevlana ve Şems'ten daha yakın buldukları Nasreddin Hoca'nınkini gündeme getiriyorlar. Şems'in öldürülmüş olma olgusu ise -önemsizmiş gibi- sürekli ikinci planda, hatta tarihin dolgu malzemesi olarak kalıyor. Gerçeği arayan insanların önünü bir perde gibi kesen bu yanlı yaklaşımı adil ve doğru bulmuyoruz.
1245'te genç eşi Kimya Hatun'u, boynunu kırarak öldürüp Şam'a kaçmış olan Şems, olay unutulmuştur umuduyla 1247'de Konya'ya geri döndü. Hace Nasreddin, o sıralar devlet yönetiminde bir tür İçişleri Bakanı konumundaydı. İçinde Mevlana oğlu Alaaddin'in de bulunduğu küçük bir infaz timi kuruldu. Tim, Mevlana'nın evinden aldığı Şems'i öldürüp bir kuyuya attı. Bu, teslimiyetçiler ve Mevlana açısından bir yıkımdı.
*
Mevlana da Hace Nasreddin Ahi Evren'i Kırşehir'de Öldürtüyor
Olay, Mevleviler ve Ahiler arasında çatışma nedeni haline gelince, Karatay ekibi, Moğol destekli Mevleviler'in hışmından korumak için Hace Nasreddin'i Kırşehir'e gönderdi. Bu, bir tür sürgündü. 1260'da Moğol, kardeşlerden Rükneddin Kılıçarslan'ı tek başına hükümdar yaptı. Hace Nasreddin Ahi Evren Kırşehir'de ayaklanmak istedi. Olaya müdahale etmesi için Moğol, Mevlana müridi Cacaoğlu Nureddin'i vali atadı. Yeni vali, 1261'de isyanı bastırdı, Ahilerin tamamına yakınını kılıçtan geçirdi ve ev hapsindeki elebaşı Nasreddin Hoca'yı da öldürttü.
*
Mesele böylece kapanmış oldu.
Etiketler:
kimya hatun,
mevlana,
nasreddin hoca,
şems
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


