bugün 15 ağustos 2013 perşembe
tarihe not düşmek istedim
aylinimin uyurken ilk kez sesli güldüğüne şahit oldum, ben de gülmeye başladım. evladının güldüğünü görmek tarif edilemez bir duygu :) insanın ne kadar canı sıkkın olsa bile mutlu olmasını sağlıycak kadar değerli bir duygu :)
iyi ki varsın aylinim :)
15 Ağustos 2013 Perşembe
13 Ağustos 2013 Salı
anne olmak
anne olmak gecenin 2sinde kaka ve çişle batan çarşafları gülümseyerek değiştirmektir.
anne olmak bebeğin gecenin 3.30unda gaz sancısından ağlarken elinden bir şey gelmediğini düşünüp, ben bu işi başaramayacakmıyım korkusuyla ağlamaktır.
anne olmak bebeğin uyurken onu izlemeye doyamamaktır.
anne olmak bebeğin uyanır uyanmaz, uyurken acıkmıştır diye hemen onu doyurmaya çalışmaktır.
anne olmak onun gelişim mucizesine gün be gün tanık olmaktır.
anne olmak bebeğinin kusmuğundan şikayetçi olmamaktır. (g.yılmaz)
anne olmak bebeğin gecenin 3.30unda gaz sancısından ağlarken elinden bir şey gelmediğini düşünüp, ben bu işi başaramayacakmıyım korkusuyla ağlamaktır.
anne olmak bebeğin uyurken onu izlemeye doyamamaktır.
anne olmak bebeğin uyanır uyanmaz, uyurken acıkmıştır diye hemen onu doyurmaya çalışmaktır.
anne olmak onun gelişim mucizesine gün be gün tanık olmaktır.
anne olmak bebeğinin kusmuğundan şikayetçi olmamaktır. (g.yılmaz)
12 Ağustos 2013 Pazartesi
yarı kırkımız çıkarken :)
eveeeet bugün yarı kırkımız çıktı yani 20 günlük olduk :) bu arada kızımla ilgili şeyleri anlatırken 'biz' dili kullanmak garip değil mi? :) diğer anneler yapınca komik geliyodu : aman dişimiz çıktı, aman kakamızı yapamadık vs vs :) hamileliğin son demlerinde vakit geçmek bilmezken şimdi 20 günün su gibi geçmesi çok güzel tabi :)
ilk günler doğum yorgunluğunu atmaya çalışmak ve uykusuz gecelere alışmaya çalışmakla geçti, tabi dikişlerin geçmesini beklemek de cabası.
daha sonra mevlüd hazırlıklarının koşturmacası :) lokum, gülsuyu, pilav,tatlı, ayran, bebişimin kokulu magneti alışverişi :)
mevlid kıyafeti derdi ayrı tabi. hamilelikte alınan 25 kilonun yarısını veremeyen biri olarak elbise almakta baya zorlandım.
kayınvalidemler gitmeden mevlidi yapalım dedik tabi bu sefer aylinimin mevlüd kıyafetleri büyük geldi bandanasını, ayakkabısını kullanamadık :)
zaman aylinimle çabuk geçiyor. alışveriş vs için dışarı çıkarken aylinimi babamlara annemlere bırakınca bile aklım onda kalıyor acaba uyandımı, ağladımı diye ikide bir evi arayıp soruyorum. uyurken bile özlüyorum yavrumu, gözlerine bakmak, kokusunu içime çekmek, onu yıkamak, omzumda pışpışlayıp uyutmak en büyük mutluluğum, rabbim seni benden ayırmasın bebeğim.
ilk günler doğum yorgunluğunu atmaya çalışmak ve uykusuz gecelere alışmaya çalışmakla geçti, tabi dikişlerin geçmesini beklemek de cabası.
daha sonra mevlüd hazırlıklarının koşturmacası :) lokum, gülsuyu, pilav,tatlı, ayran, bebişimin kokulu magneti alışverişi :)
mevlid kıyafeti derdi ayrı tabi. hamilelikte alınan 25 kilonun yarısını veremeyen biri olarak elbise almakta baya zorlandım.
kayınvalidemler gitmeden mevlidi yapalım dedik tabi bu sefer aylinimin mevlüd kıyafetleri büyük geldi bandanasını, ayakkabısını kullanamadık :)
zaman aylinimle çabuk geçiyor. alışveriş vs için dışarı çıkarken aylinimi babamlara annemlere bırakınca bile aklım onda kalıyor acaba uyandımı, ağladımı diye ikide bir evi arayıp soruyorum. uyurken bile özlüyorum yavrumu, gözlerine bakmak, kokusunu içime çekmek, onu yıkamak, omzumda pışpışlayıp uyutmak en büyük mutluluğum, rabbim seni benden ayırmasın bebeğim.
6 Ağustos 2013 Salı
bu da benim doğum hikayem :)
23 temmuz günü gittiğimiz doktor kontrolünde moralim bozulmuştu, çünkü ne 1 cm açılma ne de sancım vardı, son çare doktoruma eğer 1 ağustos'a kadar bebek gelmezse spinal sezeryan ile aylinimin gelmesini istediğimi söyledim. o gün bir hışımla evde ne kadar hurma varsa yedim belki açılmaya yardımcı olur diye, ve gece yürüyüşe çıktığımızda her zamankinden fazla yürüdük. annem de daha doğuma bir hafta var deyip tekirdağa döndü akşam saati. kayınvalidemler yanımdaydı.
gece internetteki arkadaşlarımla sohbet ederken durmadan bana dua edin sezeryana gerek kalmasın deyip durdum. son zamanlarda sık sık yaptığım gibi bir film izleyip gece 3 gibi yattım. saat 3.45'te gözlerimi açtım çamaşırımda ıslaklık farkettim, tuvalete kontrole giderken tam ayağımı eşiğe atarken birden suyum geldi. ve kalbim inanılmaz atmaya başladı, sanki yerinden çıkacaktı, hemen hüseyini uyandırdım, suyum geldi dedim, adamcağızın gözleri faltaşı gibi açıldı :) ben duşa giriyorum, sen hemen hazırlan dedim, o da daha ben duştan çıkmadan hemen taksi çağırmış, annesini babasını uyandırmış. bende annemi arayıp suyum geldi hemen dön dedim.
takside durmadan dua ettim zaten hastane ev arası yakındı, hastaneye girince danışmaya suyum geldi dedim panikle, beni tekerlekli sandalyeye aldılar halbuki sancım da yoktu :) neyse ebeler açılma yok dediler. bana serum verdiler. durmadan dua ediyordum ben de bu arada 'allahım aylinime sağsalim kavuşmayı nasip et bana' diye.sabah 7.30ta suni sancı vermeye başladılar, eyvah dedim asıl film şimdi başlıyor. ara ara sürekli nst'ye bağlayıp sacımı kontrol ederken nst de olmadığım zamanlarda da sık sık açılmam olsun diye yürüyüş yaptım. bu arada benimle aynı odaya meryem ve kezban adında iki kız daha aldılar. meryemin daha geldiğinde 4cm açılması vardı ve çok durmadan epidural iğnesi yaptılar. kezban ise sancı çektikçe günahlarımız dökülsün diye ne epidural istedi ne bişey, kız bir kez bile gıkını çıkarmadı onca sancıya rağmen, gerçi sonunda açılması olmadığı için sezeryana almak zorunda kaldılar o ayrı. meryemin ise bebeğin başı diğer yanda olduğu için benim doğumdan sonra aldılar doğuma.
sancı çekerken ara ara çatı muayenesine alıyorlardı beni ki bu da baya sinir bozucu idi. ebeye 'ben buna dayanamıyorum, doğuma nasıl dayanacağım' deyince 'zor olan bu doğum kolay' diye moral vermeye çalıştı bana. bi kontrolde 2 cnm, sonrakinde ise 4cm açılmam vardı. 4cm açılma olduğunda çatı muayenesinde canım yanınca sinirimden ağladım. bu arada hafiften sancılarım başladı ve ara ara suyum gelmeye devam etti. dr.um yeşim hanım kontrole gelince biraz daha bekleyelim açılma olmazsa sezeryana almak zorunda kalabilirim suyun geldi çünkü, çok da riske atmayalım dedi, tamam dedim elim mahkum.
sancılar ve nst aralarında fırsat buldukça hüseyini görmek istedim. garibim onunda yüzü bi hoş olmuş beni öpüp korkma deyip duruyor bi ara ağladım ağlıycam oldu. annem de 1.30 ta tekirdağdan gelince onu da doğuma girmeden görmüş oldum.
saat 12 ile 1.30 arası sancılarım dayanılmaz olmaya başladı. hele nst de hareket de edemeyince sancılar daha şiddetli gelmeye başladı, dedikleri gibi sancı sürekli olmuyordu ara ara gelip duruyordu. ama sonra sancılar sıklaşmaya başladı. yanımda sancı çeken kızları rahatsız etmemek için bağırmamaya çalıştım ama dayanamayıp 'allahım yardım et' demeye sonrada 'biri bana yardum etsin' diye bağırmaya başladım. 4cm açılmada epidural iğnesi yaptırmak istediğimi söyledim. ebeler eşimden izin almak gerektiğini söylemiş, bizimkini arıyorlar açmıyor deli oldum 'nerde bu adam' diye bağrındım bir iki kez :)
bu arada ebelerin çoğu da sağolsun sancımı unutturmak için hem çok iyi davrandı hem de ara ara sohbete tutmaya çalıştı beni, biri '4+4' hakkında ne düşünüyosun falan diye bile muhabbet açtı :)
saat 1.30 da beni epidural anestezi için bi odaya aldılar. bu arada önceden lavman da yapılmıştı, hoş bişey değil tabi ama korktuğum gibi bişey de değilmiş. odada iğne yaparken hareket etme dedi dr. ama ben arada sancım geldiği için hareketsiz kalmakta zorlandım, iğne yapılırken ikide bir sancımın geçmesini beklediler. neyse ki yapılan iğneden 15 dk sonra ne sancı kaldı ne acı. diğer doğum bekleyen kızlarla hem yürüyüp hem sohbet etmeye çalıştık 'hapishanede bile bu kadar volta atmamışlardır' dediğimi hatırlıyorum bir ara :)
iğne sayesinde çatı muayenesinde bile acı macı hissetmedim. saat 3 e doğru hafif ıkınmalar hissetmeye başladım. bu sırada dr yeşim hanım gel seni kontrol edelim dedi, beni çatala aldı, 'bebeğin başı gelmiş' dedi 'nasıl yani' dedim. 'doğum başlıyor' dedi 'nasıl yani, napıcaz şimdi dedim' 'bebeği alıcaz' dedi aptallaştım 'şimdi mi ' dedim 'evet şimdi ' dedi. 'sen benim dediklerimi yap dedi' arada ıkınmamı istedi, kesi yapılacağını söyledi. dr bi ara 'ne kadar sessiz bir doğum bu böyle' diye güldü, 'epidural olmasaydı sesi görürdünüz' dedim bende :D ben ıkınırken bir ara ebe karnıma bastırdı ve bağırdım. ıkınırken bir ara bi makinadan bip diye ses geldi ve bana oksijen maskesi taktılar. bebeğin başı geldi dedi dr. baktım simsiyah bir saç. şaşırdım ne hüseyinin ne benim bu kadar siyah saçlarım yoktu, bi yandan da içimden 'bu saçlara rağmen az olmuş bulantı kusma' dedim.
sonra hayatımın en mutlu anını yaşadım. bebeğim doğdu, ve ben bunların hepsini canlı capcanlı sezeryana gerek kalmadan gördüm :) kordon bağını makasla kestiler ve aylinimi bir havluyla silip benim koynuma verdiler tabi ben bu arada hıçkırarak ağlayıp ' allahım sana çok şükür, kuzum benim, sana kurban olurum ben' dedim durmadan, sonra o mis kokusunu ilk defa içime çektim aylinimin. daha kucağıma gelir gelmez ağlamayı kesti yavrum, o kadar tatlıydı ki, anlatamam. allahım dedim bu acılara değermiş, gene olsun gene katlanırım acıya. ebe 'babasına da gösterip yıkayalım bebeği üşümesin' diye aldı aylinimi. ben bu arada masada eşin düşmesini ve dikiş atılmasını beklerken durmadan saate bakıyor ve aylinimi temizledikleri masaya bakıp duruyordum. işimiz bitince beni tekerlekli sandalyeye alırken ayağımın üstüne basayım derken anestezi etkisiyle bacağımı hissetmeden dizimin üstüne düştüm :)
beni tekerlekli sandalyeyle odaya çıkardılar ve herkes orda beni bekliyordu, aradan 5dk gecmeden aylinimi getirip ilk defa emzirmeyi gösterdiler bana, allahım bu duygu tarif edilemez sonunda aylinime sağsalim kavuşmuştum hem de aylardır istediğim gibi normal doğum yapmıştım, tabi epidural iğnesi olmasa dayanamazdım o ayrı :D
doğumum kısacası yarısı kolay epirual sonrası yarısı kolay bir doğumdu, doğumda iğne sayesinde acı hissetmedim, dikiş atılmasını hissettim ama acımadı.
sonuç olarak aylinim artık benimle, allahım bizi ömür boyu ayırmasın, isteyen herkese yavrusuna kavuşmayı nasip etsin amin :)
aylinimin ilk fotosu :)
bu da aylinimin annesiyle ilk fotosu :D
gece internetteki arkadaşlarımla sohbet ederken durmadan bana dua edin sezeryana gerek kalmasın deyip durdum. son zamanlarda sık sık yaptığım gibi bir film izleyip gece 3 gibi yattım. saat 3.45'te gözlerimi açtım çamaşırımda ıslaklık farkettim, tuvalete kontrole giderken tam ayağımı eşiğe atarken birden suyum geldi. ve kalbim inanılmaz atmaya başladı, sanki yerinden çıkacaktı, hemen hüseyini uyandırdım, suyum geldi dedim, adamcağızın gözleri faltaşı gibi açıldı :) ben duşa giriyorum, sen hemen hazırlan dedim, o da daha ben duştan çıkmadan hemen taksi çağırmış, annesini babasını uyandırmış. bende annemi arayıp suyum geldi hemen dön dedim.
takside durmadan dua ettim zaten hastane ev arası yakındı, hastaneye girince danışmaya suyum geldi dedim panikle, beni tekerlekli sandalyeye aldılar halbuki sancım da yoktu :) neyse ebeler açılma yok dediler. bana serum verdiler. durmadan dua ediyordum ben de bu arada 'allahım aylinime sağsalim kavuşmayı nasip et bana' diye.sabah 7.30ta suni sancı vermeye başladılar, eyvah dedim asıl film şimdi başlıyor. ara ara sürekli nst'ye bağlayıp sacımı kontrol ederken nst de olmadığım zamanlarda da sık sık açılmam olsun diye yürüyüş yaptım. bu arada benimle aynı odaya meryem ve kezban adında iki kız daha aldılar. meryemin daha geldiğinde 4cm açılması vardı ve çok durmadan epidural iğnesi yaptılar. kezban ise sancı çektikçe günahlarımız dökülsün diye ne epidural istedi ne bişey, kız bir kez bile gıkını çıkarmadı onca sancıya rağmen, gerçi sonunda açılması olmadığı için sezeryana almak zorunda kaldılar o ayrı. meryemin ise bebeğin başı diğer yanda olduğu için benim doğumdan sonra aldılar doğuma.
sancı çekerken ara ara çatı muayenesine alıyorlardı beni ki bu da baya sinir bozucu idi. ebeye 'ben buna dayanamıyorum, doğuma nasıl dayanacağım' deyince 'zor olan bu doğum kolay' diye moral vermeye çalıştı bana. bi kontrolde 2 cnm, sonrakinde ise 4cm açılmam vardı. 4cm açılma olduğunda çatı muayenesinde canım yanınca sinirimden ağladım. bu arada hafiften sancılarım başladı ve ara ara suyum gelmeye devam etti. dr.um yeşim hanım kontrole gelince biraz daha bekleyelim açılma olmazsa sezeryana almak zorunda kalabilirim suyun geldi çünkü, çok da riske atmayalım dedi, tamam dedim elim mahkum.
sancılar ve nst aralarında fırsat buldukça hüseyini görmek istedim. garibim onunda yüzü bi hoş olmuş beni öpüp korkma deyip duruyor bi ara ağladım ağlıycam oldu. annem de 1.30 ta tekirdağdan gelince onu da doğuma girmeden görmüş oldum.
saat 12 ile 1.30 arası sancılarım dayanılmaz olmaya başladı. hele nst de hareket de edemeyince sancılar daha şiddetli gelmeye başladı, dedikleri gibi sancı sürekli olmuyordu ara ara gelip duruyordu. ama sonra sancılar sıklaşmaya başladı. yanımda sancı çeken kızları rahatsız etmemek için bağırmamaya çalıştım ama dayanamayıp 'allahım yardım et' demeye sonrada 'biri bana yardum etsin' diye bağırmaya başladım. 4cm açılmada epidural iğnesi yaptırmak istediğimi söyledim. ebeler eşimden izin almak gerektiğini söylemiş, bizimkini arıyorlar açmıyor deli oldum 'nerde bu adam' diye bağrındım bir iki kez :)
bu arada ebelerin çoğu da sağolsun sancımı unutturmak için hem çok iyi davrandı hem de ara ara sohbete tutmaya çalıştı beni, biri '4+4' hakkında ne düşünüyosun falan diye bile muhabbet açtı :)
saat 1.30 da beni epidural anestezi için bi odaya aldılar. bu arada önceden lavman da yapılmıştı, hoş bişey değil tabi ama korktuğum gibi bişey de değilmiş. odada iğne yaparken hareket etme dedi dr. ama ben arada sancım geldiği için hareketsiz kalmakta zorlandım, iğne yapılırken ikide bir sancımın geçmesini beklediler. neyse ki yapılan iğneden 15 dk sonra ne sancı kaldı ne acı. diğer doğum bekleyen kızlarla hem yürüyüp hem sohbet etmeye çalıştık 'hapishanede bile bu kadar volta atmamışlardır' dediğimi hatırlıyorum bir ara :)
iğne sayesinde çatı muayenesinde bile acı macı hissetmedim. saat 3 e doğru hafif ıkınmalar hissetmeye başladım. bu sırada dr yeşim hanım gel seni kontrol edelim dedi, beni çatala aldı, 'bebeğin başı gelmiş' dedi 'nasıl yani' dedim. 'doğum başlıyor' dedi 'nasıl yani, napıcaz şimdi dedim' 'bebeği alıcaz' dedi aptallaştım 'şimdi mi ' dedim 'evet şimdi ' dedi. 'sen benim dediklerimi yap dedi' arada ıkınmamı istedi, kesi yapılacağını söyledi. dr bi ara 'ne kadar sessiz bir doğum bu böyle' diye güldü, 'epidural olmasaydı sesi görürdünüz' dedim bende :D ben ıkınırken bir ara ebe karnıma bastırdı ve bağırdım. ıkınırken bir ara bi makinadan bip diye ses geldi ve bana oksijen maskesi taktılar. bebeğin başı geldi dedi dr. baktım simsiyah bir saç. şaşırdım ne hüseyinin ne benim bu kadar siyah saçlarım yoktu, bi yandan da içimden 'bu saçlara rağmen az olmuş bulantı kusma' dedim.
sonra hayatımın en mutlu anını yaşadım. bebeğim doğdu, ve ben bunların hepsini canlı capcanlı sezeryana gerek kalmadan gördüm :) kordon bağını makasla kestiler ve aylinimi bir havluyla silip benim koynuma verdiler tabi ben bu arada hıçkırarak ağlayıp ' allahım sana çok şükür, kuzum benim, sana kurban olurum ben' dedim durmadan, sonra o mis kokusunu ilk defa içime çektim aylinimin. daha kucağıma gelir gelmez ağlamayı kesti yavrum, o kadar tatlıydı ki, anlatamam. allahım dedim bu acılara değermiş, gene olsun gene katlanırım acıya. ebe 'babasına da gösterip yıkayalım bebeği üşümesin' diye aldı aylinimi. ben bu arada masada eşin düşmesini ve dikiş atılmasını beklerken durmadan saate bakıyor ve aylinimi temizledikleri masaya bakıp duruyordum. işimiz bitince beni tekerlekli sandalyeye alırken ayağımın üstüne basayım derken anestezi etkisiyle bacağımı hissetmeden dizimin üstüne düştüm :)
beni tekerlekli sandalyeyle odaya çıkardılar ve herkes orda beni bekliyordu, aradan 5dk gecmeden aylinimi getirip ilk defa emzirmeyi gösterdiler bana, allahım bu duygu tarif edilemez sonunda aylinime sağsalim kavuşmuştum hem de aylardır istediğim gibi normal doğum yapmıştım, tabi epidural iğnesi olmasa dayanamazdım o ayrı :D
doğumum kısacası yarısı kolay epirual sonrası yarısı kolay bir doğumdu, doğumda iğne sayesinde acı hissetmedim, dikiş atılmasını hissettim ama acımadı.
sonuç olarak aylinim artık benimle, allahım bizi ömür boyu ayırmasın, isteyen herkese yavrusuna kavuşmayı nasip etsin amin :)
aylinimin ilk fotosu :)
bu da aylinimin annesiyle ilk fotosu :D
17 Temmuz 2013 Çarşamba
geçmek bilmeyen günler, karmaşık duygular...
günleri değil saatleri sayıyorum resmen...
kızıma kavuşmak kokusunu içime çekmek, onun sağlıklı bir şekilde hayata geldiğini görmek istiyorum..
beni çok şaşırttı aylin bebek. hep erken geleceğine dair bir his vardı içimde, gerçi gördüğüm kadarıyla birçok hamile kadında bu his mevcut. yarın 38. haftaya gireceğiz ama bizimkinin pek de gelmeye niyeti yok sanırım. 'babası gibi rahatına düşkün heralde bizim zilli' diyorum babasına, gülüyor tabi :) ekmek elden su gölden geçinip gidiyor olduğu yerde :)
dün hastaneye gittik kontrole. karmakarışık duygularla, bir önceki gecenin uykusuzluğuyla.. ilk kez çatı muayenesi olacak, nasıl birşey bilmiyorum tabi bu yuzden bir korku, acaba kontrolden sonra doğuma alırlar mı sorusu, endişe, heyecan, bilinmezlik... kendimi kastığım için az bir acıma ile çatı muayenemi oldum, sonra kendime kızdım 'sen daha bundan korkuyosan normal doğum istiyosun onu nasıl başaracaksın' diye ve başladı gözümden yaşlar süzülmeye nst de. baktım aylinimin kalp atışı hızlanmaya başladı, sonra kendime kızıp ağladığım için kızdım bu sefer de kendime. ardından yeşim hanım tansiyonumu ölçtü, 14-8. ilk defa bu kadar yüksek çıktı, tabi kadın anladı hemen stres, heyecandan olabilir ama biz gene de idrar tahlili alalım dedi. kilo 90 ı buldu, umurumda değil artık şişliklerimi kilolarım, artık tek düşündüğüm sağ salim aylinime kavuşmak. ama daha bekleyeceğiz sanırım çünkü ne açılmam var ne de sancım. doğum kolay olsun ve iyice hantallaşmayayım diye her gun hareket ve yürüyüşlere devam, arada hafifegzersiz de yapıyorum her ne kadar düzenli olmasa da.
gün geçirmek için en çok yaptığım şeylerden biri bu ara kitap okumak ve bolca film izlemek. her gün bir film kuralımı bozmadım henüz. bu ara 'her yönüyle çocuk yetiştirme sanatı' adında bir kitap okuyorum, zaman ve mekan farklılığı olduğu için önerdiği tüm yöntemlere katılmasam da gene de okunması gereken bir kitap. kendimi psikolojik olarak da hazırlamaya çalışıyorum bu tarz kitaplar okuyarak. geçen gün de bir sürü kitap sipariş verdim internetten hüseyin'in büyüyen gözlerine maruz kalsam da çok mutlu oldum kitaplarım gelince :)
kızıma kavuşmak kokusunu içime çekmek, onun sağlıklı bir şekilde hayata geldiğini görmek istiyorum..
beni çok şaşırttı aylin bebek. hep erken geleceğine dair bir his vardı içimde, gerçi gördüğüm kadarıyla birçok hamile kadında bu his mevcut. yarın 38. haftaya gireceğiz ama bizimkinin pek de gelmeye niyeti yok sanırım. 'babası gibi rahatına düşkün heralde bizim zilli' diyorum babasına, gülüyor tabi :) ekmek elden su gölden geçinip gidiyor olduğu yerde :)
dün hastaneye gittik kontrole. karmakarışık duygularla, bir önceki gecenin uykusuzluğuyla.. ilk kez çatı muayenesi olacak, nasıl birşey bilmiyorum tabi bu yuzden bir korku, acaba kontrolden sonra doğuma alırlar mı sorusu, endişe, heyecan, bilinmezlik... kendimi kastığım için az bir acıma ile çatı muayenemi oldum, sonra kendime kızdım 'sen daha bundan korkuyosan normal doğum istiyosun onu nasıl başaracaksın' diye ve başladı gözümden yaşlar süzülmeye nst de. baktım aylinimin kalp atışı hızlanmaya başladı, sonra kendime kızıp ağladığım için kızdım bu sefer de kendime. ardından yeşim hanım tansiyonumu ölçtü, 14-8. ilk defa bu kadar yüksek çıktı, tabi kadın anladı hemen stres, heyecandan olabilir ama biz gene de idrar tahlili alalım dedi. kilo 90 ı buldu, umurumda değil artık şişliklerimi kilolarım, artık tek düşündüğüm sağ salim aylinime kavuşmak. ama daha bekleyeceğiz sanırım çünkü ne açılmam var ne de sancım. doğum kolay olsun ve iyice hantallaşmayayım diye her gun hareket ve yürüyüşlere devam, arada hafifegzersiz de yapıyorum her ne kadar düzenli olmasa da.
gün geçirmek için en çok yaptığım şeylerden biri bu ara kitap okumak ve bolca film izlemek. her gün bir film kuralımı bozmadım henüz. bu ara 'her yönüyle çocuk yetiştirme sanatı' adında bir kitap okuyorum, zaman ve mekan farklılığı olduğu için önerdiği tüm yöntemlere katılmasam da gene de okunması gereken bir kitap. kendimi psikolojik olarak da hazırlamaya çalışıyorum bu tarz kitaplar okuyarak. geçen gün de bir sürü kitap sipariş verdim internetten hüseyin'in büyüyen gözlerine maruz kalsam da çok mutlu oldum kitaplarım gelince :)
bu da aylinimize kitaplarla birlikte hediye gelen ilk kitabı :D
6 Temmuz 2013 Cumartesi
anneyimben: hamileliğin son demleri, filmler, kitaplar..
anneyimben: hamileliğin son demleri, filmler, kitaplar..: evet hamileliğimin son demlerindeyim, maksimum 1 ağustos'ta bitecek bir yolculuk. şimdilik normal doğum istediğim v...
hamileliğin son demleri, filmler, kitaplar..
evet hamileliğimin son demlerindeyim, maksimum 1 ağustos'ta bitecek bir yolculuk.
şimdilik normal doğum istediğim ve planladığım için hamileliğim ne zaman son bulacak, aylinime ne zaman kavuşacağım bilmiyorum.
bu arada çok üzücü bir haber aldım, çocukluktan beri tanıdğım bir arkadaşın doğuma gittği gün bir önceki gece karnındaki bebeğinin öldüğünü duydum :( çok ama çok üzücü bir olay bu. tabi bu yuzden normal doğumdan korkmadım değil.
bir yandan da ondan önceki günkü muayenemde nst çekilmek için doğumhaneye girdiğimde doğuma gelen 37haftalık kadının beni cesaretlendirmesi var. bu durumu zamana bırakmış durumdayım. normal yada sezeryan neyse yeter ki kızıma sağ salim kavuşayım.
bir yandan da sabırsızlanıyorum 40 a kadar bekleyecek miyim diye. kızımın rahatı yerinde galiba şimdilik gelmek istemiyor sanırım :) her ne kadar arada kasık ağrısı, ufak sancılar çeksem de daha gelecek gibi durmuyor sanırım bizim zilli :)
stres yapmamak için vakit geçirecek şeyler yapmaya çalışıyorum. tabi tv 'de izlenecek pek bişey olmadığı için başka seçenekler oluşturmaya çalışıyorum. hüseyin evde ise onunla birlikte, değilse yalnız başıma tv karşısında kahvaltı ediyorum, kahvaltı ederken kumanda elimde guzel bir gezi belgeseli bulmaya çalışıyorum genelde. bu çok hoşuma gidiyor. vakit kısıtlaması olmadan kahvaltı etmek, kahvaltının üstüne bir iki tane açık çay içmek en büyük zevklerimden biri.
kahvaltıdan sonra genelde çok yediğim için yediklerimi eritmek amacıyla ev işleri yapıyorum. evi sil süpür, bulaşık, çamaşır, öğle yemeği vs vs. tabi en ufak şeyde yorulduğum için ara ara molalar vererek yapıyorum işlerimi.
daha sonra bolca kitap, film, internette dolanma. mesela bugün 'her yönüyle çocuk yetiştirme' adında bir kitabı okumaya başladım.
daha yeni başladım, önyargılı olmak istemem ama şu ana kadar işe yarar çok birşey öğrenmedim, tabi kitap kalın, daha okunacak çok sayfa var, sabretmek lazım.
ardından hüseyin ile yürüyüşe çıktık. bizim yürüyüşlerimiz amacı aşıyor genelde, çünkü bişeyler yiyip içmeden eve geldiğimiz hiç olmuyor. bugünkü yürüyüşümüzde söylemesi ayıp sade-kavunlu karışık dondurmalı sütlaç yedim mesela. :) bunun üstüne utanmadan evde kek de yedim bir de :) ama sütlaç çok iyiydi hakkını yemeyelim :)
geceme iki tane de film sığdırdım :) birincisi panama terzisi
klasik bir amerikan filmi gibi geldi bana, ne çok iyi ne de kötü, idare eder grubundan. hapishanede terziliği öğrenen bir adam amerikadan panamaya sürgüne gönderilmiş ajana yardım etmek zorunda kalır ve bu yuzden aile hayatı da tehlikeye girer. yine de izlenebilir bir film.
ikinci filmim 'paris'te iki gün'
komedi filmi grubundan, enteresan bir film :) fransız rahat kültürüyle yetişmiş bir kadın ile amerikalı bir adamın paris'te geçirdiği 2 gün içinde yaşadıkları absürd olayları anlatıyor.
düşündüm de kızım bana şu mesajı iletiyor sanırım : anne ben gelince uzun bir süre kendine vakit ayıramayacaksın, ben biraz bekleyeyim de şu son demlerin tadını çıkar, yoksa ilerde çok ararsın bu günleri :D
şimdilik normal doğum istediğim ve planladığım için hamileliğim ne zaman son bulacak, aylinime ne zaman kavuşacağım bilmiyorum.
bu arada çok üzücü bir haber aldım, çocukluktan beri tanıdğım bir arkadaşın doğuma gittği gün bir önceki gece karnındaki bebeğinin öldüğünü duydum :( çok ama çok üzücü bir olay bu. tabi bu yuzden normal doğumdan korkmadım değil.
bir yandan da ondan önceki günkü muayenemde nst çekilmek için doğumhaneye girdiğimde doğuma gelen 37haftalık kadının beni cesaretlendirmesi var. bu durumu zamana bırakmış durumdayım. normal yada sezeryan neyse yeter ki kızıma sağ salim kavuşayım.
bir yandan da sabırsızlanıyorum 40 a kadar bekleyecek miyim diye. kızımın rahatı yerinde galiba şimdilik gelmek istemiyor sanırım :) her ne kadar arada kasık ağrısı, ufak sancılar çeksem de daha gelecek gibi durmuyor sanırım bizim zilli :)
stres yapmamak için vakit geçirecek şeyler yapmaya çalışıyorum. tabi tv 'de izlenecek pek bişey olmadığı için başka seçenekler oluşturmaya çalışıyorum. hüseyin evde ise onunla birlikte, değilse yalnız başıma tv karşısında kahvaltı ediyorum, kahvaltı ederken kumanda elimde guzel bir gezi belgeseli bulmaya çalışıyorum genelde. bu çok hoşuma gidiyor. vakit kısıtlaması olmadan kahvaltı etmek, kahvaltının üstüne bir iki tane açık çay içmek en büyük zevklerimden biri.
kahvaltıdan sonra genelde çok yediğim için yediklerimi eritmek amacıyla ev işleri yapıyorum. evi sil süpür, bulaşık, çamaşır, öğle yemeği vs vs. tabi en ufak şeyde yorulduğum için ara ara molalar vererek yapıyorum işlerimi.
daha sonra bolca kitap, film, internette dolanma. mesela bugün 'her yönüyle çocuk yetiştirme' adında bir kitabı okumaya başladım.
daha yeni başladım, önyargılı olmak istemem ama şu ana kadar işe yarar çok birşey öğrenmedim, tabi kitap kalın, daha okunacak çok sayfa var, sabretmek lazım.
ardından hüseyin ile yürüyüşe çıktık. bizim yürüyüşlerimiz amacı aşıyor genelde, çünkü bişeyler yiyip içmeden eve geldiğimiz hiç olmuyor. bugünkü yürüyüşümüzde söylemesi ayıp sade-kavunlu karışık dondurmalı sütlaç yedim mesela. :) bunun üstüne utanmadan evde kek de yedim bir de :) ama sütlaç çok iyiydi hakkını yemeyelim :)
geceme iki tane de film sığdırdım :) birincisi panama terzisi
klasik bir amerikan filmi gibi geldi bana, ne çok iyi ne de kötü, idare eder grubundan. hapishanede terziliği öğrenen bir adam amerikadan panamaya sürgüne gönderilmiş ajana yardım etmek zorunda kalır ve bu yuzden aile hayatı da tehlikeye girer. yine de izlenebilir bir film.
ikinci filmim 'paris'te iki gün'
komedi filmi grubundan, enteresan bir film :) fransız rahat kültürüyle yetişmiş bir kadın ile amerikalı bir adamın paris'te geçirdiği 2 gün içinde yaşadıkları absürd olayları anlatıyor.
düşündüm de kızım bana şu mesajı iletiyor sanırım : anne ben gelince uzun bir süre kendine vakit ayıramayacaksın, ben biraz bekleyeyim de şu son demlerin tadını çıkar, yoksa ilerde çok ararsın bu günleri :D
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







